40 YILIN ARDINDAN

Tarih : 2019-07-18 / Kategori : Kültür & Sanat

40 YILIN ARDINDAN

       Her şeyin bir başlangıcı, bir sonu vardır. Çocukluk çağında bir sürü hayaller kurarsın. Gençlik çağında gerçekler ve zorluklarla karşı karşıya gelirsin. Büyük ideallerin vardır. Mücadele, azim. Derken geçen yıllar!...
     

 
         Ünlü Şair Bâkî Efendi; bu dünya hayatının gayesini şu beyitle çok güzel özetlemiştir:“âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal/bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” (her şeyin gelip geçici olduğu bu fani dünyada, insanın, kendisini hatırlatacak, iyi bir şekilde anılmasını sağlayacak işler yapmış olmaktan başka geride bir miras bırakmasının önemine ve bunun dışında her şeyin zaman içinde yok olup gideceğine dikkat çekmiştir...)
       Her yaşın ayrı bir güzelliği var ama insan bunun farkına varamıyor yaşam içinde. Hep bir hayat meşgalesi ömür boyunca… Okulu bitiriyorsunuz, iş hayatına geçiyorsunuz, evleniyorsunuz, çocuklarınız oluyor, çocuklar büyüyor, yaş oluyor 50’nin üstü… Ve gelip çatıyor emeklilik dönemi…
        Okula başladığımda köyümüzde okul yoktu. Komşu köy Kazancı’da Köy Camisinin bir odasında beş yılı tamamladık. Kazancı, Köyümüze 4-5 km’lik bir mesafe, sırtımda tahta çanta, koltuklarımda tezek ve odun…
          Iğdır Ortaokulu… Çok zor, Kiralık ev bulmak.  Atıl durumda bulunan sağlıksız, depremde yapılan barakaları bulduğuna şükrediyorsun.   Derken lise yılları. 
          Talihsiz bir dönemde bulduk kendimizi. Her zaman olduğu gibi nifak sokmuşlar güzelim memlekete.  Kardeşi kardeşe düşman etmişler, sokaklar, mahalleler, köyler, şehirler ayrıştırılmış.
        İnsanın sevdiği olunca dünyalar onun olurmuş... Sevgi varsa çözüm de vardır... Vatanı seviyorsan bedelinin ağırlığı hükmünü kaybediyor. Tıpkı şehitlerimiz gibi.
Bu coğrafyayı yurt tuttuğumuz ilk günden bugüne binlerce şehidimizin kanı toprağa düştü. Yaşadığımız coğrafyanın şartları. Bir kenara çekilmek, sinmek ve yaşananları görmezlikten gelmek, altındaki yerin kayması anlamına gelir. Kanla sulanan bu topraklardan vazgeçmemiz mümkün değildir.
Kutsal vatanımızın savunmasında her zaman vardık. Son nefesimize kadar vatan savunmasında var olacağız. Yediden yetmişe cepheye hazır bir başka millet var mıdır? İşte Türk milleti her daim vatan savunmasında gözünü kırpmadan ölüme yürümeyi bilmiştir
Biz ölüme gülerek gider, şahadet şerbetini içtiğimizde şükür ederiz. “Yaşarsak vatan bizim, ölürsek cennet...”” anlayışındaki bu milletin kodlarını anlamanız mümkün değil.
Bu bağlamda bizim gözyaşımızın bile sevinci var... Bizde hüzün de, sevinç de yeri geldiğinde anlamını yitirir...
Bu duygu ve eylemlerle geçti gençliğimiz. Vatan sevgisi en büyük şahdamarımız…
Zor şartlarda üniversite;  Ankara Eğitim Enstitüsü… 
       İlk Öğretmenlik Kahramanmaraş/Bulanık. Daha sonra Iğdır Kasımcan Köyü, Sivas/Şarkışla/Büyük Yüreğil Köyü, Iğdır Merkez Kazancı Köyü ve Iğdır Merkez Halk Eğitimi Merkezi Müdür Yardımcısı. Yöneticilik yılları. 
        Öğretmenlik yaparken eğitime devam. Bulunduğun yerlerde üniversitelerin olmayışı büyük bir olumsuzluk… Anadolu Üniversitesi Türkçe Bölümü ve İktisat Bölümlerinden lisans, Kafkas Üniversitesi Eğitim Bilimleri Program Geliştirme ve Uygulama alanında Yüksek Lisansı tamamladım. “Mastır tezim Iğdır’ın Eğitimi üzerine”
        Iğdır Halk Eğitimi Merkezi Müdürü, Iğdır İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, Aralık İlçe Milli Eğitim Müdürü, Iğdır Kültür ve Turizm İl Müdür Vekilliği, Tuzluca İlçe Milli Eğitim Müdürü, derken Şahsa Bağlı Eğitim Uzmanlığı… Böylece 39 Yıl 11 Ay Devlet Memurluğu süresi. Sonunda emeklilik…
Görev yaptığım süre içerisinde İlçe kaymakamlarından, Valilerden, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan toplam 87 takdir, teşekkür ve başarı belgesi, 2 maaşla ödüllendirme belgesi, 2011 yılında çıkan yasayla 4 başarı belgesi, 1 üstün başarı belgesi ve MEB Mart 2015-2690 Sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanan ödül ve ödül belgesi aldım. 
Vatanımızın kutsal bir parçası olan Iğdır ve Iğdır sevgisi bende bir ayrıcalık… Görevim sırasında her fırsatta Iğdır’ı tanıtmaya çalıştım. Köy köy gezdim. Ağrı Dağı dâhil çıkmadığım dağı, kalesi, tepesi kalmadı. Kültür ve Turizm Müdürlüğüm, Tuzluca ve Aralık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüm dönemi bana çalışmalarımda büyük fırsatlar sağladı.
Sürmeli Çukurunda Iğdır, Şiirlerde Iğdır, Kültür ve Turizm Yönleriyle Iğdır, Aralık İlçemiz, Tuzluca İlçemiz, Karakoyunlu 2000, Iğdır’da Nevruz, Can Araz, Aras Türk Cumhuriyeti, Iğdır Yöresi Halk Türküleri, İçimdeki Sızı, Görenlerin Gözüyle Iğdır’da Ermeni Katliamı, Vatan Şiirleri Antolojisi, Önemli Günler İçin Oratoryolar, Öğretmen Şiirleri Antolojisi ve Her Yönüyle Iğdır I. II. III. Baskı…
Iğdır’ı her yönüyle anlatan 21 kitap…
Iğdır’ı tanıtan 2 broşür, Tuzluca’yı tanıtan 2 broşür, Iğdır tanıtım VSD ve Iğdır’a ait belgesel 3 adet. Elimiz-Obamız Iğdır Belgeseli ve VCD
Sosyal ve kültürel çalışmalarımdan dolayı 97 plaket…
Sevdik mi bir kere severiz. Sevgi var ise çözüm de vardır... Söz konusu vatan ise topumuzun bir anlamı kalmaz. 
Vatanı sevmek âşık olmak gibi ciddi bir şeydir; başka sevgilere benzemez. Vatan uzaktan sevilmez, Vatan yemek sever gibi, renk sever, kıyafet sever gibi, takım tutar gibi sevilmez. Vatan öylesi de olur böylesi de olur, kazansak da olur kaybetsek de olur diyerek sevilmez, Vatan kerhen sevilmez. Vatan ruhla, bedenle, akılla, yürekle, bilekle, tepeden tırnağa insanı insan yapan her şey ile her hücre ile sevilir. Bütün benliğin ve ruhun ile sevilir.
Vatan sevgisi belirli günlerde, anma etkinliklerinde, törenlerde ya da sadece duygularda yaşanacak bir heyecan değildir. Vatanı sevmenin eylemsel bir karşılığı ve sonucu etkilemeyi hedefleyen tutarlı ve inançlı bir bütünlüğü olmalıdır. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk; “Vatan sevgisi ona hizmetle ölçülür” diyerek bu konunun da ölçüsünü çizmiştir. Bence bugünün şartları gereği hepimizin bu ölçüye göre kendi samimiyetini değerlendirmesi ve vicdanı ile bir hesaba girmesi gerekir.
       Vatan sevgisi evlat sevgisi gibi olmalıdır. Bir anne, bir baba nasıl çocuğunu her ne yaparsa yapsın, yaramazlık da yapsa, kötü bir şey de yapsa yine de sevgisinde bir azalma olmaz, ilk günkü gibi evlat sevgisiyle koşulsuz sever ve 24 saat, uykusunda bile evladının sağlığını, iyi okullara gitmesini, iyi imkânlara sahip olmasını, geleceğini, mutluluğunu düşünür ve bunu sağlamak için çalışır, araştırır, fedakârlık yapar, kendi yemez yedirir, kendi giymez giydirirse, gerçek vatan sevgisi de böyle olmalıdır. Ülkesini, insanları gerçekten, içten, samimiyetle seven 24 saat, uykusunda bile böyle düşünür, her davranışında böyle hareket eder.
        Vatan sevgisi, kişinin canını sevmesinden daha önce gelmektedir. Çünkü insanlar vatanlarına karşı bir tecavüz söz konusu olduğunda, canlarını feda ederek onu savunmaya gayret göstermektedirler. Bu ruhun altında yatan, kişinin gelecek nesillere kendi ölümüne rağmen, bir vatan bırakma arzusu yatmaktadır.
       Yüce Rabbime şükürler olsun ki bu duygularla mücadele ettik, çalıştık, didindik. Ömrümüzün sonuna kadar da devam edeceğiz. 
Davet edildiğim uluslararası sempozyumlarda Iğdır’ı her yönüyle anlatmağa çalıştım. Çift dilde yayınlanmış 25 uluslararası bildirim mevcut. Iğdır Uluslararası Nevruz Şenlikleri, Korhan Yaylası Şenlikleri, Serdarbulak Yaylası Şenliği organizesinde ben vardım. 
1997 Yılında kurduğum Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği adı altında I. Ve II. Uluslararası Türk Kültüründe Ağrı Dağı Sempozyumu, IV. Uluslararası Doğu Anadolu Iğdır Yemekleri Sempozyumu… SERKA ile yaptığımız “Iğdır dışında yaşayan iş adamlarımızı Iğdır’a yatırım için 70 iş adamını Iğdır’da buluşturduk.” “Her Yolculuk İlk adımla Başlar” eğitim semineri” projeler, “Fotoğraflarda Iğdır” fotoğraf sergileri…
      Elimiz Obamız Iğdır geceleri, Iğdır’ın Kurtuluşu anısına geceler (her yıl), kanayan yaramız Hocalı Soykırımı Anma Programları, Kara Yanvar, Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü programları vb. 
Durmak yok, aynı kararlılıkla yola devam…
             Ziya Zakir ACAR

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.