TÜRK DÜNYASINDA UYGULANAN SOYKIRIMLAR VE IĞDIR’DA ERMENİ KATLİAMLARI

Tarih : 2019-10-03 / Kategori : Kültür & Sanat

TÜRK DÜNYASINDA UYGULANAN SOYKIRIMLAR VE IĞDIR’DA ERMENİ KATLİAMLARI

          Tarih incelendiğinde sekiz soykırım varsa, yedisine Türkler maruz kalmıştır. Soykırımın coğrafyası Balkanlardan Anadolu’ya, Kıbrıs’tan Ortadoğu’ya, Kafkaslardan tüm Türkistan’a oradan Uyguristan’a kadar genişlemekte ve yüz milyonun üzerinde bir Türk nüfusun kaybına karşılık gelmektedir. “Son iki yüz yılda nüfusu ve nüfuzu hızla eriyen tek millet Türklerdir.” Bu acı ve katlanılmaz gerçeğe rağmen bu soykırımın uygulayıcısı Hristiyan dünyası ve yerli işbirlikçileri, tarihi gerçekleri tersyüz etmekte, Türkleri soykırım yapan bir millet gibi dünya kamuoyuna sunmaya çalışmaktadır.
 

         Unutmayı ihanet ve felaket olarak kabul eden bir sosyal bilimin adı ve karşılığı olan tarih, özellikle de son iki yüz yıllık dünya tarihi Türklere karşı yapılan soykırım, katliam, işkence ve sürgünler ile doludur. “Türkler ağıt yakmayı tercih etmediğimiz ya da başka milletler gibi bizim yerimize ağıt yakacak dostlar edinemediğimiz için, bize karşı yapılan soykırımları, sürgünleri, katliamları tarih hafızamıza kazımamış, yeterince dile getirmemiş ve çabuk unutmuşuz”. 
Türk Milleti tarih sahnesine çıktıkları ilk dönemlerden beri hep soykırımlara, kıyımlara ve katliamlara uğramıştır. Soykırım, katliam, işkence ve sürgünlerin katlanarak çoğalan acıları, Türklerin iliklerine, kemiklerine, hücrelerine kadar işlemiştir.
            Türklerin, Batı’da Viyana, Doğu’da ise Kafkaslardan çekilmeye başladığı dönemden itibaren, dünyanın çeşitli bölgelerinde sürgün, katliam ve soykırımlara uğradığı açık bir şekilde ortadadır. Viyana’da, Mora’da, Tripoliçe’de, Kırım’da, Hocalı’da, Doğu Türkistan’da, Kerkük’te ve dünyanın birçok bölgesinde çeşitli kıyımlara uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuştur. Son iki yüz yıllık Türk tarihine bakıldığında Türklere yapılan kıyımlar açıkça görülmektedir. Türklerin uğradığı katliamlar sadece bugünkü sınırlarımız dışında kalan topraklarda değil, bizzat Anadolu coğrafyasında da devam etmiştir. Ancak bugün Batı kamuoyuna baktığımız zaman bu suçlamalara maruz kalan ne tezattır ki, hep Türklerdir.
Yapılan araştırmalara göre, 20. yüzyılda tüm dünyada 170 milyon insan katledilmiş veya yok olmaya terk edilmiştir. Yok, edilen bu insan nüfusunun sadece 110 milyonu yani üçte ikisi Komünist rejimin kurbanları olarak tespit edilmiştir. Bu yok edilen 110 milyon insanın üçte ikisi yani 60 milyondan fazlası da Türk soyludur. Bu rakamlar dehşet vericidir. Bugün Türkistan’da hemen hemen her evde birinci derece bir yakınını bu yüzyıl içerisindeki trajedilere kurban veren Türk soylu birine rastlamak mümkündür.
Türklere yapılan soykırımlar, kıyımlar, asimilasyon çalışmaları bugünde dünyanın gözü önünde acı ve açık bir şekilde devam etmektedir. Bugün Uyguristan’da, ezeli ve ebedi Türk yurdu olan Kırım’da, “iki devlet bir millet olarak yanı başımızda yaşayan Azerbaycan’da,” bir ateş topu olan Ortadoğu’da Türk kıyımı, kırımı ve asimilasyon çalışmaları olanca şiddeti ile devam etmektedir. Milyonlarca Türk’ün; dilini konuşması, dinini yaşaması, kültürünü devam ettirmesi yasaklanmış, insan gibi yaşama hakkı elinden alınmıştır. Her zaman olduğu gibi zulüm Türk’e olunca Batı’nın ve dünya kamuoyunun vicdan ve hukuk mekanizmaları devreye girmemiş, yaşananlara kör ve sağır kalınmıştır.
         1980’li yıllarda yörede yaptığım araştırma ve çalışmalarda dinlediğim görgü tanıklarının anlattıkları insanın kanını donduruyor.  Ermeniler korumasız, silahsız Türk köylerine ani baskınlar düzenleyerek, gaddarca katletmişler. Göçlere sebep olmuşlar. Katliamlardan kaçarak kurtulanlar ise Aras’ın bir öbür yanına, bir bu yanına gidip gelmişler. 
          Çarlık Rusya’sının bölgeyi işgal ettiği 1828 tarihinden 1912 tarihine kadar bugünkü Ermenistan’ın başşehri olan Erivan  eyaletine bağlanan bölgede yaşayan nüfusun yüzde 83,7’sini Türkler oluşturuyordu. Bu oran 1918’den sonra yüzde 4.12’ye düşmüştür. 
        Iğdır’da Ermenilerin yaptıkları zulüm ve katliamların büyük kanıtları mevcuttur. Oba Köyü, Hakmehmet Köyü ve Gedikli köyü toplu katliam yerleri Ulusal basın önünde açılmış ve katliamların doğruluğu canlı şahitlerin de ifadeleri pekiştirilerek ispatlanmıştır. Ancak Iğdır’da açılmamış birçok katliam yerleri ve toplu mezarlar da mevcuttur. Küllük, Bayraktutan, Necafali, Yaycı, Koçkıran, Kadıkışlak köyleri bunlardan bir kaçıdır. Bu köylerimizde yapılacak kazı çalışmalarında görgü tanıklarının ifadelerinin doğru olacağı aşikârdır.
           Dinlediğim görgü tanıklarının görüntü ve ses kayıtlarının özet bilgilerini “Görenlerin Gözüyle Iğdır’da Ermeni Katliamı” isimli kitabımda yayınladım. Ancak anlatılanlar ve elimde bulunan arşiv belgelerinden ansiklopedi şeklinde birkaç cilt çıkacak kadar doküman mevcuttur. Yine Ermenilerin katliamına uğrayan gerçek bir hikâye olan “İçimdeki Sızı” isimli kitabım da yayınlandı. ASİM-DER tarafından II. Baskısı çoğaltıldı. Görgü tanıklarının anlattıklarından binlerce hikâye yazılabilir.
          Canlı tanıklardan dinlediklerimden kısa bir alıntı: Hakmehmet Köyünde Kurban Bayramı arifesinde köye ani baskın yapan Ermeniler, silahsız köylüyü bir araya toplayıp birbirlerine bağlamışlar. Müslümanların Kurban Bayramını yapıyoruz diye vurup Uzun Hüseyin’in kuyusuna dolduruyormuşlar. Köyde yörenin namlı pehlivanlarından Hamza da varmış. Hamza ile kuyunun sahibi Uzun Hüseyin’i beraber kol kola bağlamışlar. Uzun Hüseyin ile Hamza kollarını çözmüşler. Uzun Hüseyin hadi kaçalım demiş. Ancak Pehlivan Hamza: Sen kaç, “benim kuzum da burada, koçum da” Oğlu da, kardeşi de tutsakların içinde imiş. Kuyunun sahibi Uzun Hüseyin kaçarak kurtuluyor. Diğerleri öldürülerek kuyuya dolduruluyor. 95 kişi…

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.