Cabbar ŞIKTAŞ KURTULUŞ SAVAŞI
Tarih : 2020-04-01
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



KURTULUŞ SAVAŞI 

Koronavirüs’le yapılan mücadeleyi görünce aklıma Kurtuluş Savaşı geldi. 

Kurtuluş Savaşı yıllarında ülke halkının tamamı seferber olmuş, herkes elinden ne geliyorsa yapmaya çalışıyordu. 
Cepheye mühimmat taşıyan, şehit olan askerin silahını alıp savaşan, Mehmetçiğe çorap ören, çarık diken, tarlayı işleyip askere gıda yetiştirmeye çalışan, evlatlarının eline kına yakarak cepheye yollayan halkımız vardı. Bir tek amaç vardı, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında ülkeyi düşman işgalinden kurtarmaktı. 

Atatürk, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra kalkınma hamlesi başlatarak tüm halkın seferber olmasını emretti. İçteki ve dıştaki ihanetçilere rağmen, halk gece gündüz çalıştı ve üretti. Sağlam temeller üzerine inşa edilen Türkiye genç bir ülke olmasına rağmen her gün gelişen, güçlenen ve üreten bir ülke oldu. 

Gelelim bugüne. Koronavirüs salgını ortaya çıktığında ülkede bir takım art niyetli kişiler bunu fırsata çevirip virüsten korunmak için gerekli olan malzemeleri fahiş fiyatla satmaya başladılar. Öyle bir ortam yaratıldı ki, bu savaşın komutanı olan doktorlar, hemşireler, sağlık çalışanları en basitinden maske bulamaz oldu. 

Hastanelerde koruyucu önlem olarak kullanılan dezenfektasyon, maske, eldiven bulunamaz, satın alınamaz oldu. 

Teknik liseler, üniversiteler, eczaneler bir anda harekete geçti ve üretime başladılar. 

Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Besti Aydeniz Mesleki Teknik Anadolu Lisesi cerrahi maske, Bilim Sanat 

Merkezinde koruyucu maske ve siperlik üreterek Sağlık Müdürlüğüne teslim etti.

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi şeffaf koruyucu maske ve siperlik üretimine başladı. Yurtlar karantina hastanesi olarak tahsis edildi. Temizlik, güvenlik, yiyecek, içecek işlemlerini yürütmeye başladı.  

Valilik başkanlığında 112 Acil Durum Müdürlüğü koordinesinde Vefa Sosyal Destek Grubu kuruldu. Tüm kurumlardan gönüllü çalışanlar bu grupta yer alarak ev ev gezip ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermekte, taleplerini yerine getirmektedirler. 

Öyle bir seferberlik başlatıldı ki, inanın etraftan izlediğimizde göğsümüz kabarıyor, gözümüz yaşarıyor. 
Bu bir milli mücadele, insanlarımız ölmesin diye yapılan bir koşturmaca, sağduyunun tavan yaptığı bir ortam, görevlilerin gece gündüz demeden fazladan fazladan yaptığı mesai, sokak sokak dolaşıp “EVDE KAL, HAYATTA KAL” anonslarının yapılması, doktorların, hemşirelerin, sağlık çalışanlarının canla başla yaptığı çalışmalar, hepsi birliğimizin göstergesi. Hepsi zor zamanlarda halkımızın ne kadar duyarlı davrandıklarının kanıtıdır. 

BU DÖNEMDE HER ŞEY RAFA KALDIRILMALI 

Milli mücadele ruhuyla halkımızın kenetlendiği ve doktorların komutanlığında Koronavirüs’le savaştığımız bu ortamda gereksiz işlere zaman ayırmamalıyız. 

Hem Cumhurbaşkanı'nın başlattığı yardım kampanyası hem de belediyelerin başlattığı yardım kampanyaları kendi mecrasında seyrettirilmelidir. 

Sokağa çıkıp yaşlıya, gence, sıradan herhangi birine kaba saba davranmak yerine gönül alarak davranılmalıdır. 
Sağlıkçıları alkışladığımız gibi, sahada insanların ateşini ölçen, maskesini, önlüğünü giyip kapı kapı gezen, nöbet yerlerini terk etmeyen polisleri, kendi evini, iş yerini dezenfekte eden duyarlı vatandaşı, karaborsacılık yapmayan merhametli esnafı, üretmek için tarlasına koşan çiftçiyi, hayvan yetiştiricisini, işçisini işten çıkarmayan, kısıtlı mesai ile istihdamı devam ettiren fedakar işverenleri, gönüllüleri ve nicelerini de alkışlamalıyız. 

Şükürler olsun ki devletimiz ayakta, idarecilerimiz görevlerinin başındadır. Bu günden itibaren Iğdır’da 12.500 haneye 1.000 TL yardım dağıtılmaya başlanacaktır. İşçilere kısıtlı mesai adı altında İŞKUR aracılığı ile 1.752 TL destek verilecektir. İnşallah bu destek farklı şekilde genişletilir, işletme sermayesi şeklinde esnaf desteklenir. 

Çünkü esnaf şu anda iş yapamıyor ve para kazanamıyor. Ödemeler yığılmakta, borçlar katlanmakta, her şey içinden çıkılmaz hal almaktadır. Bunların da düşünülerek giderilmesi gerekmektedir. 

Bu zorlu süreçte tarım ve hayvancılık mutlaka ama mutlaka desteklenmelidir. Üretim olmaz ise kalkınma olmaz. Kalkınabilmek için mutlaka tarım ve hayvancılığa önem vermeli, yerli tohum geliştirilmeli, sağlıklı gıdalar üretilmelidir. 

Bir musibet bin nasihatten iyidir. Bu musibetten dersler almalı, yarınlarımızı bu doğrultuda şekillendirmeliyiz. 

Evde kalalım, hastalığın yayılmasını önleyelim.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.