Cabbar ŞIKTAŞ HÜSEYİN’İ ANLAMAK
Tarih : 2021-08-14
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



HÜSEYİN’İ ANLAMAK

Hicri takvim aylarından Muharrem ayı içerisindeyiz.

Kerbela hadisesinden bağımsız, Muharrem ayı yasaklar ayı olarak bilinir. Bu ayda savaş yapılmaz, durgun, sessiz bir hayat yaşanır.

Ancak Muharrem ayının bu ağır matem havasına bir de Muharrem’in 10. günü AŞURA’ya denk gelen ve İslam tarihinin akışını değiştiren; hak ile batılı birbirinden ayıran, ceddi Resulullah’ın dininin ayakta kalması için canını seve seve bu uğurda feda eden Hz. Hüseyin’in  şehadeti eklenmiştir.

1400 yıl evvel yaşanan trajik bir olayın, 1400 yıldır canlı kalması, hatırlanması, o acıyı hissetme adına yas tutulması dünya tarihinde hep dikkat çekmiştir.

Birçok olay yıldönümünde anılır…

Hz. Hüseyin ve 72 yakını Kerbela çölünde Muaviye oğlu Yezit tarafından vahşice katledildiğinde bile Hz. Hüseyin insanlık tarihine çok etkili mesajlar vermekteydi.

Muaviye, hile, zorbalık ve sahtekarlıkla Hz. Ali ile savaşmış ve Hz. Ali’nin şehadetinin ardından, Hz. Hasan’ı şehit ettirip, İslam Peygamberinin yerine geçmiş ve hilafeti ele almıştı.

Muaviye ölmeden önce oğlu Yezit’in hilafeti ele geçirmesi için altyapıyı tamamlamış ve kendisi öldükten sonra yerine oğlu Yezit geçmiştir.

İslam’ın halifelik koltuğuna oturan Yezit, her ne kadar “Ben halifeyim.” dese de, halkın tamamından biat almaması durumunda hilafetini tam manasıyla ilan edemeyeceğini, sadece zorbalıkla o koltukta oturabileceğini biliyordu.

Muaviye’nin ışıltılı yeşil sarayları, tarihte bilinen gerçeklerdir.

Hz. Ali, çalışarak iaşesini kazanırken ve kazandığının nerdeyse tamamını geceleri fakir ve kimsesizlere gizlice dağıtırken, Muaviye devletin hazinesini kişisel serveti gibi kullanır, saraylarında yemek, ziyafet meclisleri düzenlerdi.

Yezit, halifelik makamını işgal etmişti ama biat alması gerekiyordu.

Gözü öylesine dönmüştü ki, “Ya biat edeceksin ya da başın gövdenden ayrılacak!” diyordu.

Hz. Peygamber’in varisi, gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin’den biat almasa, halifeliğinin bir anlam ifade etmeyeceğini çok iyi biliyordu.

Bu sebepten ötürü, Hz. Hüseyin’e sürekli elçiler göndererek biat etmesini emrediyordu.

Hz. Hüseyin de bunu kesinlikle reddediyor, “Yezit’e biat etmek İslam dininin Fatiha’sını okumak olur.” diyordu. Yezit ise bu ısrarından vazgeçmiyor, hem suikastçı gönderiyor hem de zorbalıkla biat almaya çalışıyordu.

Hz. Hüseyin Medine’den Mekke’ye gitmeye karar verdi.

Allah’ın evi Kabe’de kan dökmek haramdır, burada güvende olurum düşüncesi ile  Kabe’ye sığınmıştı.

Yezit’in suikastçıları Kabe'de de İmam Hüseyin’i rahat bırakmadılar.

Bu arada Hz. Hüseyin Kufe’den yoğun mektuplar almaktaydı ve kendisinden istenen Kufe’ye gelerek onlara önderlik etmesiydi.

Bu çağrılara itaat eden Hz. Hüseyin Kufe’ye doğru yola çıkmaya başladı. Uzun çöl yolunda Yezit'in askerleri tarafından birçok tacizler olsa da yola devam edildi.

Kerbela’ya vardıklarında yolları on binlerce Yezit ordusu tarafından kesildi.

Fırat Nehri'ne çok yakın bir bölgede muhasaraya alınan Hz. Hüseyin ve yakınları günlerce kızgın çölde aç ve susuz bırakıldılar.

Tarihçilerin yazdığına göre, burada birtakım diyaloglar gerçekleşiyor...

Yezit, Hz. Hüseyin’e “Ölmek istemiyorsan biat et.” haberi gönderiyor.

Hz. Hüseyin ise Yezit’e, “Sen İslam Peygamberinin yerine layık birisi değilsin. Sen içki içen, maymun oynatan, haram yiyen, insanlara zorbalık eden birisin. Sana biat etsem İslam’ın Fatiha’sı okunur. Ceddim Resulullah’ın dini ayakta kalacaksa ey kılıçlar doğrayın beni.” diyor.

Bu arada Yezit Hz. Hüseyin’e ve kardeşi Hz. Abbas’a valilikler, para vs. tekliflerde de bulunuyordu.

Ancak bunların hiçbirisi Hz. Hüseyin’i cezbetmemiştir.

Hz. Hüseyin son olarak “Madem öyle bırak geri döneyim.” demişse de, Yezit bu talebi kabul etmemiş, ya biat edeceksiniz ya da kılıçtan geçirileceksiniz, diyerek son sözünü söylemiştir.      

Bu sözlerin ardından 10 Muharrem Aşura günü, Yezit’in on binlerce ordusu Hz. Hüseyin’in küçük kafilesine saldırmış ve 72 kişiyi vahşice katlederek şehit etmiştir.

Hz. Hüseyin, Kerbela’da insanlığa kanıyla çoklu mesajlar vermiştir.

Zalime boyun eğmemeyi öğretmiştir.

Haksızlık karşısında susmamayı öğretmiştir.

Dedesi Hz. Peygamber'in dininin ayaklar altına alınmaması için para, makam, şöhret… Hiçbir  şeye gözünün ucuyla bile bakmadan elinin tersiyle defeden bir yiğitliği öğretmiştir.

Allah yolunda evlatlarını, kardeşlerini, yeğenlerini ve kendi canını feda edebilecek yüreği ve cesareti öğretmiştir.

Bu dünyanın maddi değerlerine kıymet vermemeyi öğretmiştir.

 Çocuk, genç ve yaşlı yiğitlerden oluşan 72 kişilik kahraman ordusuyla Yezit’in on binlerce ordusuna karşı kararlı duruş sergilemeyi öğretmiştir.

Elbette Hz. Hüseyin ve 72 yarenine ağlayacak onların yasını tutacağız. Su içerken onu yad edeceğiz. Ama bunları yaparken Hüseyin gibi davranmamız gerektiğini de öğretmiştir bizlere…

O meydanda biraz sonra kendisini öldürecek olan düşman askerlerine yine tebliğ ediyordu. İyiliği emrediyordu onlara, yaptıklarının yanlış olduğunu haykırıyordu. Ahiretlerini yakmamalarını bildiriyordu.

Evet Hüseyin’e ağlıyoruz.

Hüseyin’in Kerbela meydanında yalnız kalışına ağlıyoruz.

Resullullah torunu Hüseyin’nin, kardeşlerinin, evlatlarının, yeğenlerinin gözünün önünde şehit edilmesine ağlıyoruz.

Evlatlarının önünde Hüseyin’in şehit edilişine ağlıyoruz.

Ama Hüseyin bir şehittir, savaş meydanından kaçan bir korkak değildir.

Ama Hüseyin tek başına meydana çıkıp meydanı inleten bir kahramandır.

Babası Hz. Ali gibi dünya malını karıncanın ağzındaki buğday kabuğundan değersiz gören bir öğretiye sahiptir.

Hz. Peygamber ve evlatları, kimsesize, güçsüze, çaresize, mazluma zulmetmez; bilakis destek olur, arka çıkar, korur kollarlardı.

Ama zalime boyun eğmez, karşısında dik durur hakkı söylerlerdi.

Elbette Hüseyin’e ağlayacağız.

Ama Hz. Hüseyin’i incitecek derecede değil.

Hz. Hüseyin çocukları, kardeşleri, yeğenleri meydanda nasıl bir metanet, olgunluk, vakar gösteriyordu ise bizler de öyle ağlamalı, öyle davranmalıyız.

Her geçen gün yas merasimlerini farklı ritüellerle donatmak Kerbela’nın asıl mesajını gölgelemekte, insanların alması gereken mesajı engellemektedir.

Kerbela şehitlerini bir kez daha anıyor olmak, 1400 yıl önceki acıyı yüreklerimizde hissetmek, bir damla gözyaşı akıtıp Hüseyin tarafında olduğumuzu bildirmek nasip oldu inşallah.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.